31 Temmuz 2009 Cuma

Mutu' ya Rekor Ceza


Hagi' den sonra gelen en yetenekli Romanyalı olsa da, kafasız diyebileceğimiz futbolculardan biri. Parma' da geçirdiği başarılı dönemin ardından Chelsea' ye transfer oldu. 2004 yılında Maviler' de oynadığı dönemde dopingli çıktı ve o da bu olayın ardından, kokain kullandığını bir basın toplantısında açıkladı. Chelsea de sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshetti. Boşta kalan Mutu 7 ay futboldan men cezası aldı. Ardından yine çizmeye döndü, bu kez Juventus' a. Orada da tutunamadı ve Fiorentina' ya transfer oldu. Çok yüksek bonservis bedeliyle bu oyuncuyu transfer eden Chelsea, böyle bir durumla karşılaşınca oyuncuya dava açtı. FIFA da Mutu' ya 17 milyon Euro' luk para cezası verdi. Bu rakam bugüne kadar bir futbolcuya verilmiş en yüksek para cezası. Mutu da haliyle cezaya itiraz etti ancak bugün bu itiraz onandı. Yani 1979 doğumlu olan Mutu, Chelsea' ye bu cezayı ödemek zorunda. Bu tutar da onun 3 yıl boyunca kazandığı paradan daha fazlası demek oluyor.

30 Temmuz 2009 Perşembe

Yapma Hoca


Hafta içerisinde Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Anderlecht deplasmanında 5-0 yenilen Sivasspor' da liglerin başlamasına 10 gün kala teknik direktör Bülent Uygun' dan umut dolu açıklamalar !

"Gerçek Sivasspor' u göreceksiniz." Bülent Uygun


Bu neydi ?
Demo mu ! ?

Türk Futboluna Dair

Fenerbahçe ve Galatasaray oldukça iyi transferler yaptılar. Şimdiden yeni sezonun en büyük iki favorisi konumundalar. Zaten hep böyle olmadı mı ? 1995 yılında Beşiktaş şampiyon oldu, ardından Fenerbahçe ve efsane kadrosuyla Galatasaray ligi götürdüler. Yıl 2003 ' e geldiğinde Beşiktaş tekrar şampiyon oldu, o dönemde oldukça iyiydiler. Sonrasında ligin kontrolünü Fenerbahçe ve Galatasaray aldı. 2009 ' da Beşiktaş yine şampiyon oldu. Şampiyonluk yarışına Trabzonspor ve son 2 yılda Sivasspor zaman zaman dahil gibi görünse de; ligin sonunda 'Lige renk kattılar' 'dan öteye gidemediler . Şimdi söz sırası Fenerbahçe ve Galatasaray' da ! Takımlar arası gelir dağılımı dengesi böyle olduğu sürece, aksi bir durum da mucize aslında. İngiltere Premier Ligi' nde yayın ve reklamlardan gelir dağılımı oldukça adil. Lig şampiyonu 50 milyon Sterlin alırken, sonuncu 30 milyon Sterlin alıyor. Diğer takımlar da bu iki rakamın arasında. Türkiye' ye baktığımızda 3 büyükler bu dev pastanın yarısından çok daha fazlasını alıyor. Bu durum da eşit rekabet koşullarının oluşmasına engel oluyor. Burada tek suçlu gelirleri adil dağıtmayanda değil tabi. Anadolu takımları Eskişehirspor, Bursaspor, Trabzonspor gibi şehrinin takımına sahip çıkmalı. Yoksa 3 büyükler bu şehirler dışında, gerçek deplasman görmüyorlar çünkü stattaki seyircinin büyük bölümü kendi taraftarı.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
İstanbul ile Anadolu arasında bir büyük fark da; şehrin gelişmişlik düzeyi ki bu durumun çaresi oldukça zor. Kayserispor, Trabzonspor başkanlarının defalarca dile getirdiği durum; yabancı hoca ve oyuncu transferinde sıkıntı çekmeleri. Klüple görüşmek için İstanbul' gelen yabancılar, bu şehri gördükten sonra Anadolu' da yaşamaya, çalışmaya sıcak bakmıyorlar. Hal böyle olunca da gelen oyuncuya çok büyük paralar vermek zorunda kalıyorlar ya da listelerindeki diğer oyunculara yöneliyorlar. Bu zor koşullarda, 3 Büyükler ile Anadolu takımları arasındaki uçurumda Sivasspor' un son 2 yılda yaptıkları oldukça umut verici.

Elano Galatasaray' da


Bu yaz transfer döneminde ince eleyip sık dokuyan Galatasaray, yılın en iyi transferini gerçekleştirdi. Brezilya milli takımında da oynayan Elano ile 4 yıllık anlaşma sağlandı, transferin bedeli ise 7 milyon Euro. Bu öyle bir transfer ki, Galatasaraylı olmayanları bile heyecanlandırdı. Türk futbolu adına çok iyi bir adım. Lincoln, Kewell, Baros, Keita ve son olarak Elano. Galatarasay, yaşlı olmayan büyük yıldızları Türkiye' ye getirmede yeni bir dönem başlattı. Ve artık Türkiye'ye sadece misyonunu tamamlamış dünya yıldızları gelmiyor. Bu transferin kahramanı yine Haldun Üstünel ve işini çok iyi yaptığı aşikar.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Elano' nun kalitesiyle ilgili söyleyecek pek birşey yok. Hücuma yönelik ortasaha oyuncusu ve iki ayağını da oldukça etkili kullanıyor. Dünya futbolunda kalitesini ispatlamış bir oyuncu. Ayhan, Mehmet Topal, Arda, Keita, Kewell, Elano, Baros ile Rijkaard' ın nasıl bir ortasaha ve hücum hattı kuracak ? Elano joker oyuncu ve ileride her bölgede oynayabilir. Arda, Baros, Mehmet Topal, Elano bu sistemde kesin yer alacak oyuncular. Özellikle zorlu deplasmanlarda Keita çok iyi kilit açabilen bir oyuncu. Kewell bu yıl geçen seneye oranla biraz daha fazla yedek soyuncak gibi. Rijkaard 4-3-3' ün ustası olsa da, bu sistem Galatasaray' da 4-2-3-1 ' e doğru kayabilir. Çünkü 4-3-3 oynadığınızda ortasahadaki üçlü, oyunu hem ofansta hem defansta domine edebilmeli. Mehmet Topal ve Ayhan' ın yanında olacak 3.kişi Kewell, Barış Özbek olabilir ancak Kewell ofans ağırlıklı ve Barış da iki yönlü oynuyor gibi gözükse de kapasitesi ortada. 4-2-3-1 ' e bakarsak; defans dörtlüsünün önünde Ayhan ve Topal, önlerinde Kewell, Keita, Elano, Arda ' dan üçü ve tek forvet Baros. Sistem için kesin birşey söylemek zor olsa da, Galatasaray' ın bu yıl zevk veren futbol oynayacağı kesin .

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Prag Derbisi

Türkiye' de derbi ile ilgili konuşurken, derbi tanımını yapmayı kendime borç bilirim. O yüzden önce derbinin tanımından başlamakta fayda var, çünkü bu güzel ülkede bu kelimenin anlamı çok kişi tarafından yanlış biliniyor. Derbi; aynı şehrin 2 takımının karşılaştığı müsabaka. Yani o ülkenin önemli takımlarının aralarında yaptığı mücadele, derbi değil. Örneğin; Liverpool ve Manchester United. Adanın en çok şampiyon olan iki takımı olmalarına rağmen, bunların arasındaki karşılaşma derbi olmuyor. Diğer taraftan Roma ve Lazio örneği hoş duruyor. Bu takımlar İtalya' nın başkenti olan Roma' nın takımı olup, aralarında ciddi politik görüş ayrılığı olması bu derbinin önemini katlıyor. Roma kendi halinde, halkın takımı görüntüsü verirken; Lazio faşist pankartlarıyla, ırkçı davranışlarıyla son derece itici izlenim veriyor. 'Serie A' da ırkçılık vardır' deniyorsa; sebebi Lazio' dur.Özellikle Roma maçlarında, tribünlerinden Mussolini pankartını eksik etmezler. Lazio' da ırkçılık öyle düzeye gelmiştir ki, taraftarlar bir dönem transfer edilen siyahi futbolcu olan Cesar' ın evine bomba koymuşlardır. Yani Roma-Lazio derbisi bu derece ciddi bir derbidir ve anlamı büyüktür. Bizim ülkemizde Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin bir önemi var mı ? Sadece yıllardan beridir süregelmiş rekabet. Dünyanın en önemli derbilerinden biri olmasının sebebi de, herhalde aralarında hiçbir görüş ayrılığı olmamasına rağmen, maçların ciddi anlamda ateşli geçmesidir.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Roma-Lazio kadar yüksek tansiyonlu geçmese de, İskoçya' nın Rangers ve Celtic takımları arasında dini bir farklılık vardır, Inter-Milan arasında sosyal farklılıktan doğan rekabet, Boca-River arasında da benzer şekilde halkın takımı ve zengin takımı ayrımı vardır. Ancak dünya üzerinde bir derbi vardır ki; bu iki takım arasında oynanan her maç büyük olaylarla biter. Maçtan sonra kimse oynanan futbolu konuşmaz, önemli olan maçın tamamlanmasıdır ve amaç da az kişinin ölmesi veya yaralanmasıdır. Bahsettiğim derbi Çek Cumhuriyeti' nin başkenti olan 'Prag Derbisi' . Slavia ve Sparta. Bu iki takım arasındaki çekişmenin sebebi ise; Slav ırkından gelen Slavia Prag ve Sparta ırkından gelen Sparta Prag. Dolayısıyla maçların da bir savaş havasında geçmesi normal. Ancak burdaki durum saha dışına da yansımakta. Anlatacağım olayla bu durumun ciddiyetinin daha iyi kavranmasına yardımcı olacaktır.


Slavia bölgesindeyken, Slavia Prag' ın resmi ürünlerini satan (FAN ZONE) mağazayı görünce içeri girmeye karar verdim. Sözkonusu mağaza da, Slavia Prag' ın stadının altında yer alıyor. Mağazadan içeri girdim ve tamamıyla Çek insan modelinin temsilcisi diyebileceğim bir adam vardı sorumlu kişi olarak, ölü gibi beyaz tenli ve soğuk bakışlı. Biraz konuştuk, formalara bakayım dedim. Formaları Umbro ve çok sade, fiyatı da 1200 Çek Kronu, yani yaklaşık 100 Türk Lirası. Pek bir alıcı gözüyle bakmışım ki adam konuyu Prag derbisine getirdi. Tam olarak anlayabildiğim ve aklımda kalan tek şey "Bu şehirde Slavia Prag formasını yanlızca Slavia bölgesinde rahatça giyebilirsin. Diğer bölgelerde can güvenliğin tehlikede olur" . Turist olsak bile mi dedim, nedenini sordum. Slavia ve Sparta temsilcilerinin arasındaki düşmanlıktan bahsetti. Ve "Slavia' da hiç kimse Sparta Prag forması giyemez. Öyle ki burada insanlar normalde bile bordo renkli giyinmezler. Sparta formalı birini Slavia sokaklarında görseler, ölesiye saldırırlar" diyerek devam etti. Herhalde bahsettiği saldıran tipler sıradan Slavia halkı değildir, holigan tipli adamlardır. Adamla geçen bu konuşmadan sonra, formayı alacak olsam da almadım.


Prag Derbilerinden Kareler

24 Temmuz 2009 Cuma

Büyük Takas Gerçekleşti


Eto'o - Ibrahimovic takası sonunda gerçekleşti. Bu büyük transferin tamamlanmasına engel olan Eto'o da artık gitmeyi kabul etti. Barcelona bu transfer için 45 milyon Euro nakitin yanında Alexander Hleb' i de 1 sezon kiralık verecek, üstelik Hleb' in de bir yıllık ücreti olan 7.5 milyon Euro' yu bu futbolcunun cebine koyacak. Bu yıl Kaka ve Cristiano Ronaldo ile başlayan süreçte transfer piyasası çıldırdı. Kamerunlu' yu 50 milyon Euro' ya transfer listesine koyan Barca' ya bu takasın toplam maliyeti ortada. Takas demeye de dilim varmıyor açıkçası. Beyaz eşya kampanyalarındaki "eskisini getir yenisini götür ve yine neredeyse yenisi kadar parayı ver" gibi oldu bu takas. Real Madrid' in Ronaldo' ya 94 milyon Euro bonservisle kadrosuna katmasına bir cevap mı yoksa bu rakamlar. Eto'o ' nun gerçek değerine 45 milyon Euro + 1 yıllık Hleb ve yıllık ücretini eklersek; Cristiano Ronaldo' yu geçer mi dersiniz ? Geçmese bile İbrahimovic için bu bedel değer mi ? Her gittiği takımda ismi klubün önüne geçen Zlatan' ın , Barca' da aynı havada olamayacağı kesin. Adamların 11' inde kendi futbol ekolleri olan "La Mancha" ' dan yetiştirdikleri 6-7 futbolcu var. Yani burada Zlatan' ın ismi, kendisine top atılmayınca kızacak kadar ya da oyundan alınınca formasını yere atacak kadar büyük değil. Barca' ya kim gelirse gelsin böyle bir şey mümkün değil. Bu takasın kime ne kadar yarayacağını zaman gösterir. Barca bu yıl oturmuş kadroyu bozmadı, geçen yıl bütün kupaları topladılar zaten. Bu yıl da La Liga' da ve Avrupa' da sonuna kadar giderler. Ancak Inter için durum o kadar iyi görünmüyor. Başkan Moratti Avrupa' da başarı istiyorsa, kesenin ağzını açmalı. Real' den Robben ve Schneider fena durmuyor hani. Inter bu yıl gerekli takviyeleri yapmazsa ligde de hüsrana uğrar. Çünkü "Çizmenin uyuyan devi" Juventus artık geri geldi ve bu yıl oldukça iddialılar.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Kara Kedi Eto'o


Taa Ajax' a dayanır bu dostluk. Maxwell Inter' e transfer olduğunda Zlatan' ın da alınmasını çok istemişti. Zlatan da önce Juventus' a ardından Inter' e transfer oldu. Sezonun sona ermesiyle Barcelona 4 milyon Euro' ya Maxwell' i kadrosuna kattı. İkilinin çok iyi arkadaş olduğunu bilenler de Zlatan' ın adının Barca ile sık sık geçmesini çok daha iyi anlıyordu. Bunun dışında bir neden daha vardı. Oynadığı her klüpte lig şampiyonluğunu kazanan Ibrahımovıc, kariyerine artık bir Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu eklemek istiyordu. Bu isteğini de , bu yıl elendikleri Manchester United maçından sonra açıkça dile getirmişti. Inter' de aldığı 13 milyon Euro yıllığı Barca' da alamayacağını biliyor elbette ; ancak her şey para değil ve mesleki tatmin her şeyden önde geliyor demek ki. Son günlerde de Zlatan-Eto'o takası gündemde. Ne var ki takasta sorun çıkaran Eto'o, şimdilik transferi engellemiş durumda. Guardiola' nın kadroda görmek istemediği Kamerunlu, geçen hafta transfer listesine koyuldu. Eto'o ' nun Barcelona' dan ayrılmak istememesi çok doğal. Arkasında Messi, Xavi, Iniesta ve partneri de Henry olan biri neden takımdan ayrılmak istesin ? Sayısız gol kaçırdığı bir sezonda bile 30 gol attı.